Ocak 22, 2008 ·

 

 


                                                             8 milyon kürdan


 

 

 


 

Yorum (2) Yorum yaz!

Ocak 22, 2008 ·

 


 


 


 


 


 


 

Yorum (yok) Yorum yaz!

Ocak 21, 2008 ·

     

''Arda'ya şaşırıyorum''
Galatasaray'ın formda golcüsü Nonda İstanbul'a geliş öyküsünden, gelecekteki kariyer planlarına; şampiyonluk şanslarından, takım arkadaşları hakkındaki düşüncelerine kadar bir çok konuda konuştu. Kongolu golcü röportajında Galatasaray'ın genç yeteneği Arda'ya ise özel bir yer ayırdı.
 

     Galatasaray bu sezonun transferde flaş takımıydı hiç şüphesiz. Sarı kırmızılı taraftarlar Lincoln, Linderoth gibi transferle coşmuş ve sezonu büyük ümitlerle başlamışlardı. Transfer döneminin son gününde ise Kongolu bir futbolcu geldi Florya Metin Oktay Tesisleri'ne. Avrupa futbolunu yakından takip edenler için yabancı biri değildi. Ancak geçirdiği ağır sakatlık sonrasında Monaco'daki parlak kariyeri düşüşe geçmiş ve Nonda Galatasaray'a gelmeden önce Blackburn Rovers forması ile hayata dönmeye çaba gösteriyordu. Kafalarda kuşku dolu ve beraberinde soru işaretleriyle geldi Galatasaray'a. Ve kısa sürede sildi bütün kuşkuları. Galatasaray çok milyon eurolar harcadığı Lincoln ve Linderoth'dan pek verim alamazken, Nonda yönetimin transferde en büyük yüz akı oldu. Rize'ye attığı üç golün ardından, sarı kırmızılılar Bursaspor'u tek golle geçerken Nonda yine Galatasaray'ın can simidi oldu. Şimdi o Lincoln'den bile gözde o..

İşte Galatasaray'ın golcü futbolcusu Shabani Nonda'nın DHA muhabiri Kadir Çetinçalı'ya yaptığı çok özel açıklamalar..

İstanbul’a geliş öykünü anlatır mısın?

''Ben gelmeden önce zaten Galatasaray'la ilgili bazı duyumlara sahiptim. Galatasaray'ın edinmiş olduğu başarılar hakkında bilgilerim vardı. Bu da benim için ister istemez bir fikrin oluşmasına yardımcı olmuştu. Her şeyden önce beni bu kadar takip ettiğiniz için herhalde en çok ilgi gösterdiğiniz golcülerden biri olduğumu düşünüyorum ve çok teşekkür ediyorum. Biliyorsunuz ben Blackburn'e bir yıllığına kiraya gitmiştim ve ondan sonra Roma'ya geri dönmem söz konusuydu. Fakat Roma'da ben yöneticilerle fazla iyi anlaşamadığımı Roma'nın sistemi içinde rahat edemeyeceğimi biliyordum. Ve diğer teklifler arasında Galatasaray'ında teklifi gelince bir kez daha düşündüm ve menajerimle de oturup konuştuk. Galatasaray'ın bizim için son derece güçlü son derece iyi bir mücadele alanı olacağını biz gördük. Bunun üzerine Galatasaray'a gelmeyi tercih ettim''

Kariyerine Galatasaray’da devam edecek misin?

''Gelecek ile ilgili konuşmak için çok erken biz buraya gelirken ilk önce Galatasaraylı yöneticilerle daha sonrada Galatasaraylı teknik ekiple bu seneki hedeflerimizle ilgili ortak görüş oluşturduk.. Bu sene bir takım kesin hedeflerimiz var. Ligde şampiyonluğa ulaşmak UEFA'da ilerleyebileceğimiz en iyi noktaya kadar ilerlemek, bu hedefleri yerine getirdikten sonra ancak bir sonraki etap hakkında bence düşünmeye başlamak gerekir. Şu anda yerine getirmemiz gereken vazifeleri yerine getirelim daha sonrasını bakarız''

Umulandan fazla gol attın. Taraftarın beklentisi senin gol kralı olman yolunda artık.. Böyle bir hedefin var mı?

''Hayır, ben böyle düşünmüyorum. Benim için önemli olan her şeyden önce şu oynadığımız son maçtan sonra Galatasaraylı taraftarlar sevdiklerinden daha da fazla sevmeye başladılar ise benim için mutluluk verici bir durum. Galatasaray için ben elimden geleni yapabiliyorsam, bana verilen görevleri, işleri yerine getirebiliyorsam bu da benim için çok büyük bir mutluluk kaynağı. Gol atabiliyorsam bu benim için çok önemli bir şey, bir golcünün görevi her şeyden önce gol atmaktır. Fakat ben işleri böyle görmem elimden geleni yapmaya gayret ederim, elimden geldiğince gol atmaya gayret ederim. Benim için şu anda gol krallığına gitmek o konuda bir mücadele göstermek, hayır ben şu an, bunları düşünmüyorum. Benim için önemli olan şu anda giydiğim Galatasaray formasına hizmet etmek. Galatasaray forması için golleri atmak sene sonunda gol kralı olmuşum ne kadar mutlu olurum. Fakat gol kralı da olmadan Galatasaray için her şeyi yapabilmişsem ve faydalı olabilmişsem bu da benim için yeterlidir''

Sezon başında çok pozisyona giren bir takımken bir ara oldukça kısır bir süreç geçirdiniz. Neden olabilir bu?

''Bunu değerlendirmek benim için çok zor. Bunu ben teknik olarak değerlendirir miyim bilmiyorum. Fakat bizim için aslında şu önemli, hangi oyuncuya veya hangi hocaya sorarlarsa sorsunlar on pozisyona girip bir gol atmak mı istersiniz yoksa üç pozisyona girip üçünü mü gole çevirmek isterisiniz diye. Bu konuda seçim yapma durumu yoktur. Herhalde herkes tabi ki üç gollü durumu tercih edecektir. Lig gerçekten uzun, başlangıçla bitiş arasında gerçekten uzun bir dönem var bunu sayılara dökemesek de, istatistik verilerden bir doğruya oluşamayacak olsak da, araya yorgunluk faktörünün, sakatlık faktörünün, hava şartlarının veya tüm diğer şartlarında değişikliklerini katmak gerek. Hatta burada tüm diğer takımların da dirençlerinin de yükseldiğini ya da onların da lige daha fazla ısındıklarını da belki hesaplamak gerekir. Fakat ben takım olarak girdiğimiz gol pozisyonlarını saydığımızı düşünmüyorum. Bizim için önemli olan bir şey var rakip takımdan yalnızca bir gol fazla atıp o maçtan üç puan kazanmak sonuç olarak az pozisyona girmişiz çok pozisyona girmişiz bu bizim için önemli değil''

Şampiyonluktaki şansınız ve rakipleriniz hakkında neler düşünüyorsun?

''Zaten biz ligin ilk yarısını uzun bir süre lider götürdük. Her şeyden önce sakat arkadaşlarımızın da takıma geri dönmeleri sonrasında ligin başındaki gücümüze tekrar ulaşacağımızı ve kaybettiğimiz puanları da kazanacağımızı düşünüyorum''

Lincoln ve Linderoth sakatlanmasaydı durum farklı olur muydu?

''Futbol müspet bir ilim değildir. Real Madrid'in tüm oyuncuları neredeyse altıntop sahibi fakat şampiyon olamayabiliyorlar''

İstanbul’u anlatabilir misin?

''Ben gelmeden önce İstanbul'u hiç tanımıyordum. Bir kere Monaco'yla gelmiştim ama sadece otele geliyorsunuz. Otelden stada gidiyorsunuz, pek tanımak için fırsat olmuyor. Avrupa’da şöyle ya da böyle gibi bir İstanbul imajı var. Fakat içine girdiğiniz zaman, aslında genellikle Avrupa'da bahsedilen imajın doğru olmadığını, çok güzel, çok modern, çok çağdaş bir şehirde yaşadığınızı hissediyorsunuz. Ben İstanbul'da çok güzel bir hayat yaşadığımı düşünüyorum. Ne eşim ne de çocuklarım memleket hasreti çekmiyorlar çünkü çevremizde Fransızca konuşabilen çok sayıda insan var. Çocuklarımız Fransızca konuşulan okullara gidebiliyorlar. Gezebileceğimiz camiler, müzeler ve tarihi yerler var. Boğaz’a gidebiliyoruz şehrin öbür yakasına geçebiliyoruz. Ben kendimi İstanbul'da çok iyi hissediyorum''

Hakan Şükür ve Ümit Karan ile oynamak nasıl bir duygu?

''Hakan ve Ümit hem kariyerli hem de çok kaliteli oyuncular ve herkesinde tahmin edebileceği üzere iyi oyuncuların yanında oynamak diğer oyunculara çok büyük avantajlar sağlar. Benim içinde her ikisinin veya diğer forvetlerimizin de yanında oynamak gerçekten çok kolaylıklar sağlıyoruz ve çok rahat ediyorum''

Hakan Şükür’ün eleştirilmesi hakkında ne düşünüyorsun?

''Türk futboluna hem yurt içinde hem de yurtdışında, Avrupa platformunda hem de dünya platformunda çok önemli başarılar getirmiş bir oyuncu ve Türk futbol tarihinin önemli taşlarından biri ve ben Hakan'la sahada yan yana oynadığım zaman Hakan'ı eleştirenlerin haksız olduklarını saha içinde görüyorum. Hakan'ın saha içinde yapmış olduğu görevler var şu anda ve Hakan gol atmadığı zaman da o forma içinde sahada yerini alması takıma çok katkı sağlıyor''

Takımda kimlerle en kolay arkadaşlık sağladın?

''Her şeyden önce Fransızca konuşanlarla arkadaşlık kurdum. Ismael ve Rigo hemen tanışıp konuştuk. Ondan sonra bana ilk yaklaşanlardan biri Hasan Şaş oldu. Hasan bildiğiniz gibi sıcak bir insan ortama pozitif enerji sayıyor. Ayrıca Arda'da çok sıcak onunla da çok iyi anlaşıyoruz. Ama tek tek saymaya gerek yok arkadaşlık ortamı çok iyi burada..''

Feldkamp’ın OFTAŞ maçında olmayışı sizi olumsuz etkiledi mi?

''Hoca hakkında aklınıza gelen şudur, hoca takımın patronu, takımın lokomotifi. İtici güçtür. Ama o gün bizde suç vardı. Biz belki kafaca o maça hazır olamadık. Belki tatil planlarını erken yapmaya başladık. Asıl önemli olan artık geçmişe değil, önümüze bakmalıyız. Geriyi bir kez daha değerlendirmenin bir anlamı yok. Önümüzü daha iyi görmek için gelecek günlerin planlarını yapmak şimdi daha önemli''

Attığın gollerden sonra beklentiler arttı. Bu durum sende baskı yaratır mı?

''İngiltere'deki senem benim için kolay olmadı. Az dakika aldım, sonra oynadıkça performansım yükseldi. Bir futbolcu için en önemli şey maç tecrübesini ilerletmektir. Burada da gittikçe daha fazla vakit alıyorum, daha fazla güven kazanıyorum. Ve daha iyi oynamaya başlıyorum. 30 yaşındayım, birçok farklı kulüp, taraftar ve farklı basın karşısında oynadım. Artık tecrübeliyim, bu baskılardan artık olumsuz etkilenmiyorum. Bu baskının beni kötü etkilememesi için bu baskıyı yönetmeyi tecrübemle öğrendim. Bir sezon hep iyi gitmez. İyi anlar da vardır, kötü anlar da. Bir makine her zaman iyi çalışmaz, bir pas lekesi makineye aksatabilir. Sonra temizleyip, yüksek verim alırsınız. Devre arası da bize çok iyi geldi. İyi çalıştık''

Her zaman böyle sakin misin?

''Sakin olduğumu düşünmemiz güzel. Bu konuda kendimi tarif edemem. Bazen kendinizi kontrol edemezsiniz. Ama insan karşısındakinin de ne düşündüğünü önemsemeli''

Ailen ile ilişkilerin nasıl?

''Kongo'da annem babam ve küçük kardeşlerim var. Ben Fransa'ya geldikten sonra onlar doğal olarak beni merak etti. Kardeşlerimin bir bölümü Avrupa'da, işleri yolunda ve ailem beni ve onların iyi olduğunu bildikçe rahatlıyor''

Arda ile çok uyumlu gözüküyorsunuz. Bu konu hakkında ne düşünüyorsun?

''Zihnimdeki anı defterini karıştırdığımda Türkiye'deki ilk oynadığım maçta Arda'yı hatırlıyordum. Gerçekten bu yaşta bir oyuncunun sahada yapabildikleri çok olumlu çok şaşırtıcı. Arda'nın daha da gelişeceğini düşünürseniz Türk futbolu için büyük bir umut elimizin altında. Arda gibi iyi oyuncularla oynamak insanı rahatlatır ve oynama şevki verir. Her şeyden önce Arda kendisi gibi kalmalı, olduğu gibi kalmalı., Arda bugün bir yerdeyse, bu kişiliğiyle buraya geldi. Şimdi kendisinden beklentilerin daha da arttığını bilmesi ve kendisini daha da geliştirmesi gerektiğini bilmesi gerek. Arda bu noktaya kendi yetenekleri ile geldiğini bilip, kendini muhafaza ederse geleceği de daha da parlak olacak''

Yorum (yok) Yorum yaz!

Ocak 20, 2008 · Kategori: Spor

Savaş bizim: 1-0
Galatasarayımız, Bursaspor'un her türlü zorluğu gösterdiği maçı kazanmayı bildi
Galatasaray 1-0 Bursa



Turkcell Süper Lig'de 19. haftanın kapanış mücadelesinde Galatasarayımız, Bursaspor'u 1-0 mağlup etti. Ali Sami Yen Stadı'nda iki takım arasında oynanan karşılaşma futbol maçından çok bir savaşı andırdı. Özellikle ilk yarısı son derece gergin geçen mücadelede sarı-kırmızılı takıma üç puanı getiren gol maçın 24. dakikasında son haftaların formda golcüsü Nonda'dan geldi.

Bursaspor'da Ömer Erdoğan 90+3. dakikada ikinci sarı kartın ardından kırmızı kartı görerek takımını 10 kişi bıraktı.

Bu galibiyet ile Galatasarayımız puanını 42'ye yükseltip ikinci sıradaki yerini korurken, Bursaspor 20 puanda kaldı.

FIRSATÇI NONDA...

Galatasarayımız'ın son haftalardaki parlayan yıldızı Shabani Nonda, Bursaspor maçında da golünü attı. Maçın 24. dakikasında Bursa savunmasının yaptığı hatalar zinciri ve en sonunda da İsmail Güldüren'in ıskasıyla, ceza sahası içinde topla buluşan Kongolu oyuncu çok sert bir şutla takımını Bursaspor karşısında 1-0'lık üstünlüğe taşıdı. Siyahi oyuncu attığı golün dışında forvette çalışkan futboluyla da takımının en iyi isimlerinden biri olarak öne çıktı.

SAMİ YEN'DE GERGİN ANLAR...

İki takımın 10 gün önce Bursa'da oynadığı Fortis Türkiye Kupası'ndaki gerginlik, Sami Yen'deki lig maçında da devam etti. Maç öncesi iki takım taraftarları birbirlerine sözlü sataşırken, maçın ilk düdüğüyle beraber saha içinde oyuncular sert hareketleriyle dikkat çekti. Özellikle ilk yarıda Bursasporlu savunma oyuncuları ile sarı-kırmızılı forvetler arasındaki gerginliği hakem Bülent Yıldırım zamanında müdahaleleriyle önledi.

NONDA İKİYE YAKLAŞTI...

Galatasaray'ın gol yollarında hayli zorlandığı maçta sarı-kırmızılı takım Nonda ile ikinci golüne çok yaklaştı. Kaleci Vega ile karşı karşıya kalan Nonda, Vega'nın üzerinden topu aşırdı, zayıf vuruşunu Egemen penaltı noktası üzerinde uzaklaştırdı.

GOL POZİSYONU YOK DENECEK KADAR AZDI...

Ali Sami Yen Stadı'nda tribünleri dolduran taraftarlar çok fazla gol pozisyonu izleyemediler. Orta sahada kıran kırana müadelelere sahne olan maçta, iki takım oyuncuları da rakip kaleye gitmekte oldukça zorlandı ve 90 dakikada yalnızca bir gol oldu.

EMRE İLK 11'DE...

Galatasaray'ın Bursaspor ile oynadığı Turkcell Süper Lig karşılaşmasında, teknik direktör Karl Heinz Feldkamp, Afrika Uluslar Kupası'na giden Song'un yerine genelde şans verdiği Bouzid'i değil, ara transferde alınan Emre'yi ilk 11'de oynattı. Servet ile Emre'yi savunmanın ortasında oynatan Feldkamp, forvette de Nonda ve Hakan Şükür'e yer verirken, Ümit yedek soyundu.

Galatasarayımız'da sakatlıkları nedeniyle Lincoln, Linderoth, Ayhan, Okan ve Hasan kadroda yer almadı.

KABZE SAMİ YEN'DE...

Sezon başında Galatasarayımız'dan Rusya'nın Rubin Kazan takımına transfer olan Hasan Kabze de karşılaşmayı tribünde izledi.

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Kasım 18, 2007 ·

TÜRKİYE SİZİNLE GURUR DUYUYOR!!!

 

Norveç'te zafer: 1-2

A Milli Takım, EURO 2008 elemelerindeki en kritik maçında Norveç'i deplasmanda 2-1 yenmeyi başardı. Son maçlar öncesi puanını 21'e yükselterek ikinci sıraya yerleşen ay-yıldızlı ekip, finallere katılma yolunda avantajı eline geçirdi. Millilerimiz son maçını İstanbul'da Bosna Hersek ile yapacak.
NTVSPOR
Güncelleme: 02:27 TSİ 18 Kasım 2007 Pazar

Türkiye A Milli Futbol Takımı, Norveç ile karşılaştığı tarihi maçtan galibiyetle ayrıldı. EURO 2008 elemelerindeki en kritik maçında Norveç ile deplasmanda karşı karşıya gelen Türkiye, 1-0 yenik duruma düşmesine rağmen sahadan 2-1 galip ayrılmayı başararak, tarihi bir zafere imza attı.

Karşılaşmaya iyi başlayan evsahibi Norveç, 12. dakikada Hagen'in attığı golle öne geçti. Bu dakikada uzun kullanılan taş atışında ceza sahasında topla buluşan Hagen, yaptığı vuruşla takımını 1-0 öne geçirdi. Bu arada A Milli Takım'da İbrahim Kaş sakatlığı nedeniyle oyuna devam edemezken, bu futbolcunun yerine Gökhan Gönül oyuna dahil oldu.

Yediği gol sonrası çabuk toparlanan A Milli Takım, oyunda dengeyi sağladı ve rakip kaleye gitmeye başladı. Karşılaşmanın 31. dakikasında Emre Belözoğlu'nun yaklaşık 30 metreden attığı şık golle skora denge gelirken, ilk yarı da 1-1 eşitlikle sona erdi.

İkinci yarıya da Türkiye iyi başlarken, oyun orta alan mücadelesi şeklinde geçti. 60. dakikada sağ taraftan gelişen bir atakta Gökhan Gönül, topu ceza sahası yayı üstünde Nihat'la buluşturdu. Yüzünü kaleye dönen Nihat güzel bir vuruşla topu kalecinin sağından filelere gönderdi ve A Milli Takım'ın 2. golüne imza attı.

Bu dakikadan sonra Türkiye kontrollü bir futbol sergilerken, evsahibi Norveç kanatlardan geliştirdiği ataklarla pozisyon aradı. Ay-yıldızlı savunma, yan toplarda Norveç forvetine şans tanımazken, kalan dakikalarda başka gol olmayınca A Milli Takım sahadan 2-1 galip ayrılmayı başardı.

KALECİ VOLKAN CEZALI
Gruptaki son maçlar öncesi puanını 21'e yükselten Türkiye, 20 puanda kalan Norveç'in önünde ikinci sıraya yerleşti. Türkiye EURO 2008 finallerine gitme yolundaki son maçını 21 Kasım Çarşamba günü İstanbul'da Bosna Hersek ile yapacak. Öte yandan ay-yıldızlı ekipte sarı kart cezalısı olan kaleci Volkan, Bosna Hersek'e karşı forma giyemeyecek.

 



 

 


 

Yorum (yok) Yorum yaz!

« Önceki :: Sonraki »